Ertelemek, çoğumuzun zaman zaman başvurduğu bir alışkanlıktır. Bir işi yapmak yerine başka bir şeyle uğraşmak, hemen harekete geçmektense işleri sonraya bırakmak, kısa vadede rahatlama sağlasa da uzun vadede üzerimizde ciddi bir baskı oluşturabilir. Bu baskı, yalnızca yapılması gereken işi bitirme zorunluluğundan değil, ertelemenin neden olduğu suçluluk duygusundan ve zamanın hızla tükenmesinden kaynaklanır.
Ertelemenin ardında yatan pek çok sebep vardır. Bunlardan biri, mükemmeliyetçiliktir. Bir işi “mükemmel” bir şekilde yapma beklentisi, çoğu zaman başlamayı zorlaştırır. “Yeterince iyi olmayacaksa hiç başlamayayım” düşüncesi, bir kısır döngüye dönüşerek hareketsizliği besler. Diğer bir neden, işin karmaşıklığı ya da büyüklüğü karşısında hissedilen kaygıdır. Zor ya da fazla emek gerektiren bir işi tamamlamanın göz korkutucu görünmesi, kişiyi ertelemeye yönlendirebilir.
Ancak erteleme, kısa vadeli bir kaçış sağlasa da uzun vadede strese ve baskıya neden olur. Bir işi sürekli ertelemek, yapılacaklar listesinin giderek kabarmasına ve bu durumun içinden çıkılmaz bir hale dönüşmesine yol açar. Bunun yanı sıra, ertelediğimiz işleri tamamlamak için son dakikada acele etmek, genellikle daha düşük bir kaliteyle sonuçlanır ve bu da tatmin duygusunu azaltabilir.
Ertelemenin bir diğer etkisi de bireyin kendilik algısı üzerinde yarattığı olumsuz etkidir. Kişi, sürekli ertelediğini fark ettikçe kendini “tembel” ya da “yetersiz” olarak tanımlamaya başlayabilir. Bu düşünceler, özgüveni zedeler ve motivasyonu daha da düşürür.
Bu alışkanlıktan kurtulmak için öncelikle ertelemenin ardındaki nedenleri anlamak önemlidir. Bir işi neden ertelediğimizi sorgulamak, harekete geçmek için ilk adımdır. İşlerin büyüklüğünü küçük parçalara bölmek, her bir adıma odaklanarak süreci daha yönetilebilir hale getirebilir. Ayrıca, “yeterince iyi” bir sonucun, hiç başlamamaktan daha değerli olduğunu kabul etmek önemlidir.
Ertelemenin üstesinden gelmek, disiplinli olmanın ötesinde, kendimize şefkat göstermeyi de gerektirir. Herkesin zaman zaman zorluklar yaşadığını, bazen başlamanın en zor adım olduğunu anlamak, üzerimizdeki baskıyı hafifletebilir. Küçük adımlarla başlamak, başarı hissini artırarak motivasyonu besler ve ertelemenin zincirini kırmamıza yardımcı olur. Unutmayalım ki, harekete geçmek, her zaman en zor ama en etkili çözümdür.
Yorum bırakın